Blog / Ürün

İki taraflı pazar yeri: terapist–danışan eşleşmesinin ürün matematiği

Arz ve talebi aynı anda büyütmek: 6.000 terapistli bir platformda eşleşme, itibar ve fiyat dengesi.

Bir pazar yerinin doğduğu ilk gün, arama kutusu boştur. Danışan konusunu yazar, filtresini kurar, "ara" der — ve karşısına hiçbir şey çıkmaz. PsyBank bugün 6.443'ten fazla uzman terapist ve 101.446'yı aşan danışanla çalışıyor; ama biz de o boş arama sonucundan başladık. İki taraflı pazar yeri kurmak, tek bir ürün yapmak değildir: birbirine bağımlı iki ürünü, aynı anda, birbirini besleyecek şekilde büyütmektir. Ve yıllar bize şunu öğretti — bu işte batanların çoğu, ürün kötü olduğu için değil, bu bağımlılığın matematiğini yanlış kurdukları için batar.

Klasik tavuk-yumurta problemi burada tüm çıplaklığıyla karşınızda: terapist, karşısında danışan görmeden platforma zaman ayırmaz; danışan, karşısında yeterince terapist görmeden güvenmez. İki tarafı da "önce sen gel" diye beklerseniz, kimse gelmez. Bu yazıda o düğümü nasıl çözdüğümüzü anlatacağız: hangi tarafı önce büyüttük ve neden, eşleştirmeyi bir arama probleminden nasıl ayırdık, "ilk seans ücretsiz" modelinin altındaki edinme matematiğini, itibar sistemini manipülasyona karşı nasıl kurduğumuzu ve gece gündüz izlediğimiz likidite metriklerini.

Bunların hiçbiri teori değil. Her biri, üründe bir ekranı, bir tabloyu, bir ops kararını doğrudan etkiledi. Bir pazar yeri kuruyorsanız — ister sağlık ister başka bir dikey — bu kararların şeklini kendi bağlamınıza taşıyabilirsiniz.

Soğuk başlangıç: hangi tarafı önce büyütürsün?

İlk ve en pahalı kararımız buydu. Bir pazar yerinde iki taraf da aynı hızda büyümez; büyüyemez de. Birini seçip ona yüklenmek zorundasınız. Biz arz tarafını, yani terapistleri önce büyütme kararı aldık. Gerekçemiz üç maddeydi ve her biri ölçülebilirdi.

  • Arz taraf yavaş ve pahalı kurulur, talep taraf hızlı açılır. Lisanslı bir terapisti platforma almak; diploma doğrulaması, meslek odası kaydı kontrolü, profil kurulumu ve güven inşası ister — haftalar sürer. Danışan trafiğini ise, arz hazır olduğu gün reklam bütçesiyle günler içinde açabilirsiniz. Zor olanı önce kurarsınız, kolay olanı musluk gibi açarsınız.
  • Boş arama sonucu, danışan için ölümcüldür. Bir danışan hayatının en kırılgan anında gelir; karşısında üç uygun terapist bulamazsa bir daha gelmez, üstelik çevresine de gelmemesini söyler. Terapist ise boş takvimi bir süre tolere eder. Yani hayal kırıklığının maliyeti iki tarafta simetrik değil.
  • Arz, talebi kendi getirir. Platformdaki her terapist, kendi danışanını da yanında getiren küçük bir edinme kanalıdır. Talep tarafı ise yanında terapist getirmez. Bu asimetri, arza yatırılan her liranın ikinci bir getirisi olduğu anlamına gelir.

Pratikte bu ne demekti? İlk üç ay tek bir danışan reklamı vermeden, elle terapist devşirdik. Kurucu ekip tek tek görüştü, lisansları doğruladı, ilk profilleri birlikte kurdu. İlk paralı danışan kampanyasına bastığımızda platformda yaklaşık iki yüz doğrulanmış terapist vardı. Bu "elle başlatma" fazı ölçeklenmez ve ölçeklenmesi de gerekmez — amacı motoru çevirmeye yetecek ilk kıvılcımı vermektir. İki yüzden altı binin üzerine çıkan yolculuk da tam olarak burada, elle kurulan o ilk güven halkasında başladı: ilk terapistler memnun kaldıkça meslektaşlarını getirdi, gelen her danışan çevresine anlattı, ve arz ile talep birbirini besleyen bir döngüye girdi. Kıvılcımı elle vermeseydik, o döngü hiç başlamazdı.

Bir pazar yerinde boş arama sonucu, kapalı dükkân demektir. Kepenk kapalıyken vitrin süslemenin anlamı yok — önce içeriyi doldurursun.

Arz tarafını önce büyütmenin tek bir tehlikesi var, onu da baştan bilmek gerek: terapistleri getirip boş takvimle bırakırsanız, onları da kaybedersiniz. Arz, talep gelene kadar süresiz beklemez. Bu yüzden "önce arz" kararı, "arzı getirdikten hemen sonra ölçülü talep aç" kararıyla birlikte alınmak zorunda. İkisi bir cümlenin iki yarısıdır. Bunu tek bir sayıyla yönettik: platformdaki her terapistin ilk otuz gün içinde en az bir danışanla eşleşmesi hedefi. Bu oran düşmeye başladığında, terapist alımını yavaşlatıp talebe yüklendik.

Bir de coğrafyanın yanıltıcı olduğunu erken öğrendik. Online bir platformda "ülke genelinde beş bin terapistimiz var" cümlesi hiçbir şey ifade etmez; likidite geneli değil, kesiti gerçektir. Kürtçe konuşan, ergenlerle çalışan ve belirli bir bütçe aralığında bir terapist arayan danışan için önemli olan tek şey, o kesitte kaç isim olduğudur. Bu yüzden arz büyütmeyi hiçbir zaman tek bir toplam sayı üzerinden değil, en zayıf kesitlerin doluluğu üzerinden yönettik. Pazar yeri, en ince noktasından kopar; gövdenin ortalaması sizi rahatlatırken uçlar boşalıyorsa, tabloya yanlış yerden bakıyorsunuz demektir.

Eşleşme bir arama değil, bir eşleştirme problemidir

Danışanı "terapistleri listeleyip aralarında gezinsin" diye bırakmak, en kolay ama en yanlış yol. Bu bir e-ticaret kataloğu değil. Danışanın seçim yapacak uzmanlığı yok; olsaydı zaten bize ihtiyacı olmazdı. Bizim işimiz onu sonsuz seçenekle boğmak değil, doğru üç isme indirmek. Bu yüzden ürünün merkezine katalog değil, akıllı eşleştirme koyduk.

Eşleştirmeyi iki katmana ayırdık: geçilmesi zorunlu sert filtreler ve sıralamayı belirleyen yumuşak skorlama. Sert filtreler pazarlık kabul etmez — dil tutmuyorsa, bütçe tavanını aşıyorsa ya da terapist o konuda çalışmıyorsa, o eşleşme hiç doğmaz. Yumuşak skorlama ise geriye kalan uygun adayları sıralar: yaklaşım uyumu, yakın müsaitlik, memnuniyet ve bir de likidite dengesi.

func skorla(t Terapist, d Danisan) (float64, bool) {
  // Sert filtreler: biri geçmezse eşleşme hiç doğmaz
  if !t.Diller[d.Dil] { return 0, false }
  if t.SeansUcreti > d.ButceTavani { return 0, false }
  if !t.Uzmanlik[d.Konu] { return 0, false }

  // Yumuşak skorlama: uygun adayları sırala
  skor := 0.0
  skor += yaklasimUyumu(t, d) * 0.40   // BDT / EMDR / dinamik...
  skor += yakinMusaitlik(t) * 0.30     // 24 saat içinde slot var mı?
  skor += t.MemnuniyetSkoru * 0.20         // shrinkage'lı puan (aşağıda)
  skor += yeniTerapistDengesi(t) * 0.10 // likidite için ağırlık
  return skor, true
}

Bu fonksiyonun içindeki ağırlıklar keyfi değil, ölçümle oturdu. Başlangıçta memnuniyet puanına çok yüksek ağırlık verdik; sonuç, birkaç yıldız terapistin tüm trafiği yutması oldu. Onlar dolunca danışan yine bekliyordu — yani puana aşırı ağırlık, gizli bir arz kıtlığı yaratıyordu. O son satırdaki yeni terapist dengesi ağırlığı tam da bunun için var: yeni ve boş takvimli terapistlere kasıtlı olarak biraz görünürlük verir. Bu, tek tek eşleşme kalitesini birazcık düşürür ama pazar yerinin genel likiditesini korur. İyi bir pazar yeri, tek bir eşleşmeyi değil, tüm eşleşmelerin toplamını optimize eder.

Eşleştirme kriterleri dört ayak üstünde duruyor ve bu dördü bilinçli bir seçim:

  • Uzmanlık. Kaygı, depresyon, ilişki, travma, bağımlılık, çift terapisi... Danışanın konusu, eşleşmenin en sert filtresi. Yanlış uzmanlıkla kurulan bir eşleşme, ilk seansta kopar ve iki tarafın da güvenini yakar.
  • Dil. Türkçe dışında İngilizce, ve talep gördüğümüz yerlerde başka diller. Terapide dil bir konfor değil, çalışmanın kendisidir; kişi ana dilinde konuşamıyorsa terapi yürümez. Bu yüzden sert filtre.
  • Bütçe. Danışanın seans başına ödeyebileceği tavan. Bunu utandırıcı bir filtre olmaktan çıkarıp sessiz bir sert filtre yaptık — danışana asla "bütçen yetmiyor" demeyiz, o terapistleri hiç göstermeyiz.
  • Yaklaşım. Bilişsel davranışçı terapi, dinamik, EMDR, kabul-kararlılık... Bu bir sert filtre değil yumuşak sinyal; çoğu danışan yaklaşım adını bilmez, ama tercih ettiği çalışma tarzına dair verdiği yanıtlar skorlamayı besler.

Bütün bu makinenin üstüne bir de söz verdik: 24 saat içinde eşleşme garantisi. Bir söz, ancak arkasında bir mekanizma varsa değerlidir. Otomatik eşleştirme ve self-servis randevu, vakaların büyük kısmını 24 saatin çok altında kapatıyor. Kapatamadığı azınlık için devreye insan giriyor: bir eşleştirme uzmanı danışanı arıyor, elle uygun ismi buluyor. Bu garantinin bir maliyeti var — küçük bir operasyon ekibi. Ama bu maliyet aslında bir sigortadır: en kırılgan danışanı, sistemin çatlağına düşüp kaybolmaktan korur. Garantiyi koyduğumuz çeyrekte ilk seansa dönüşen eşleşme oranı belirgin biçimde yükseldi; ödediğimiz ops maliyeti, kurtardığımız danışanların yanında komik kaldı.

İlk seans ücretsiz: bir edinme maliyeti matematiği

"İlk seans ücretsiz" kulağa bir pazarlama sloganı gibi gelir; oysa altında sert bir ekonomi vardır ve o ekonomiyi yanlış kurarsanız, sizi büyürken batıran şey tam olarak bu olur. Modeli neden koyduk, önce onu netleştirelim: terapi, satın alınması en zor hizmetlerden biri. Kişi, hiç tanımadığı birine hem parasını hem en özel meselelerini emanet edecek. Ödemeyi güvenden önceye koyarsanız, en çok ihtiyacı olan insan tam eşikte geri döner. İlk seansı ücretsiz yaparak parayı denklemden çıkardık; geriye sadece "bu terapistle çalışabilir miyim" sorusu kaldı.

Şimdi matematiğe gelelim, çünkü ücretsizin bir bedeli var ve o bedeli birinin ödemesi gerekiyor. Biz bunu platformun sübvanse ettiği, sabit ve öngörülebilir bir edinme maliyeti olarak kurguladık. Terapist ilk seansın hakedişini bizden alır — yani onun emeği ücretsiz değildir, ücretsiz olan yalnızca danışanın cebidir. Bu tutarı doğrudan danışan edinme maliyeti (CAC) kalemine yazdık. Kararın haklı olup olmadığı tek bir eşitsizliğe bakar:

// İlk seans sübvansiyonu ne zaman mantıklı?
// D = ücretsiz seanstan sonra ödemeli danışana dönüşüm oranı
// LTV = ödemeli bir danışanın yaşam boyu bıraktığı komisyon
// S = terapiste ödenen ilk seans sübvansiyonu

karliMi := D * LTV > S   // Doğruysa, ücretsiz seans yatırımdır — gider değil

Rakamlar konuşunca karar netleşir. Diyelim ücretsiz ilk seanstan sonra danışanların üçte biri ödemeli sürece devam ediyor ve ödemeli bir danışan ortalama sekiz-on seans boyunca platformda kalıyor. O zaman tek bir sübvanse seansın bize maliyeti, kazandığı danışanın yaşam boyu bıraktığı komisyonun küçük bir yüzdesi kalır. Bu oran tuttuğu sürece ücretsiz ilk seans bir gider değil, ölçülü bir yatırımdır. Tutmadığı gün — dönüşüm çöktüğünde ya da danışanlar tek seansta kaybolduğunda — model kırmızıya döner ve bunu aylık değil, haftalık izlersiniz.

Ve bir uyarı: her bedava modelin bir istismar yüzeyi vardır, önceden kapatmazsanız açık kalır. Bizim iki büyük deliğimiz vardı. Birincisi, aynı kişinin defalarca hesap açıp sürekli bedava seans toplaması; bunu doğrulanmış kimlik ve telefonla eşitleyerek kapattık — ücretsiz seans kişiye bir kez tanımlı. İkincisi, bir terapistle bir danışanın anlaşıp sübvansiyonu birlikte "çiftçilik" yapması; bunu, ilk seansın hemen ardından hiç tekrar seansı gelmeyen anormal terapist desenlerini işaretleyerek yakaladık. Bir teşvik koyarken, o teşviki kimin nasıl suistimal edebileceğini de aynı gün tasarlamalısınız. Sonradan yamalamak her zaman daha pahalıya gelir.

İtibar bir varlıktır — ve saldırıya uğrar

Pazar yerinde güveni taşıyan şey itibardır. Danışan bir terapiste, bir yabancının bıraktığı sinyale bakarak güvenir. Ama itibar sistemi, kurduğunuz anda saldırı altına giren bir varlıktır; bunu kabul etmeden tasarlarsanız, sistem sizi yanıltır ve siz bilmeden danışanı yanlış yönlendirirsiniz. Üstelik ruh sağlığında konu iki kat hassas: terapinin doğası gereği memnun olmayan danışan çoğu zaman en yardıma muhtaç olandır, ve hiç kimse en özel sürecini herkese açık bir yıldızla etiketlemek istemez.

İlk ilkemiz: yorum, ancak gerçekleşmiş bir işlemin arkasından gelebilir. Yalnızca tamamlanmış bir seansı olan danışan değerlendirme bırakabilir. Bu tek kural, sahte yorum ekonomisinin belini kırar — yorum bırakmak için önce gerçek bir seans satın alıp tamamlamak gerekir, bu da sahtekârlığı ekonomik olarak anlamsızlaştırır. Rakip bir terapisti gece yarısı yüz sahte hesapla yıldız yağmuruna tutmak, bizim modelde imkânsız çünkü o hesapların hiçbirinin gerçek seansı yok.

İkinci ilkemiz: az yorumlu terapist, tek bir puanla zirveye çıkmasın. İki yorumu olan ve ikisi de beş yıldız olan bir terapist, yüz yorumlu 4.7'lik bir ustadan daha iyi görünmemeli. Bunu Bayes yaklaşımıyla, puanı platform ortalamasına doğru çekerek çözdük. Yorum sayısı arttıkça terapistin kendi puanı ağır basar; azken sistem onu ortalamaya yaklaştırır.

// Az yorumlu terapist tek bir 5 yıldızla zirveye oturmasın:
// puanı, "sanal" yorumlarla platform ortalamasına doğru çek.
func bayesPuan(toplam, adet float64) float64 {
  const C = 20.0   // güven eşiği: sanal yorum ağırlığı
  const m = 4.4    // platform geneli ortalama puan
  return (C*m + toplam) / (C + adet)
}

Üçüncü ilkemiz gizlilik: bir yorum, asla klinik içeriği sızdırmamalı. Terapinin içinde konuşulan hiçbir şey değerlendirmeye giremez. Bu yüzden danışan geri bildirimini iki kanala böldük. Herkese açık kısım dar ve yapılandırılmış — dakiklik, dinleme, genel memnuniyet gibi ölçülebilir, mahremiyeti ihlal etmeyen sinyaller. Asıl zengin geri bildirim ise özeldir: eşleştirme motorunu besler, kamuya çıkmaz. Böylece stigma korkusuyla susan danışan bile, hiç yorum yazmadan sistemin daha iyi eşleşmeler kurmasına katkıda bulunur.

Son olarak manipülasyona karşı davranışsal savunma: yeni hesaplardan gelen ani yorum patlamaları, olağandışı derecede tek yönlü desenler ve kısa sürede yoğunlaşan değerlendirmeler işaretlenip elle incelemeye düşer. Ve bir terapist kendi kötü yorumunu silemez — sistemin adil görünmesi değil, adil olması gerekir. İtibarı yönetmek, iyi yorumları toplamak değil, kötü yorumların dürüstçe durabileceği bir zemini savunmaktır.

Bir noktanın altını özellikle çizelim, çünkü ruh sağlığında sıkça atlanır: itibar sadece danışanı korumaz, terapisti de korumak zorundadır. Terapist, kendisiyle uyumlu olmayan ya da sınır koyduğu için hoşnutsuz kalan bir danışandan gelen tek taraflı bir yorumla itibarını kaybetmemeli. Bu yüzden değerlendirme her zaman çift yönlü çalışır: terapist de seansı, gelmeyen ya da süreci baltalayan danışanı işaretleyebilir — ama bu sinyal asla kamuya açılmaz, yalnızca eşleştirme motorunu ve suistimal tespitini besler. İki taraflı bir pazar yerinde adalet de iki taraflıdır; tek tarafı kutsayan bir itibar sistemi, koruduğunu sandığı tarafı da uzun vadede yoksullaştırır çünkü diğer taraf platformu terk eder.

İtibar sistemi tasarlarken kendinize tek soru sorun: bu sistemi kandırmak isteyen en zeki kötü niyetli kişi ne yapardı? Cevabı bulamıyorsanız, sistemi değil, o kişiyi henüz düşünmemişsinizdir.

Likidite: pazar yerinin gerçek nabzı

Kayıtlı terapist sayısı bir gösteriş metriğidir; hoş görünür, hiçbir şey anlatmaz. Bir pazar yerinin sağlığını ölçen tek şey likiditedir: bir tarafın, diğer tarafta aradığını makul sürede ve makul kalitede bulabilme olasılığı. Biz likiditeyi tek sayıyla değil, bir avuç birbirini dengeleyen metrikle izledik.

  • Arama doluluk oranı. Danışan aramalarının yüzde kaçı, filtreler uygulandıktan sonra en az üç uygun terapist döndürüyor? Bu oran, arz tarafının gerçek kapasitesinin tek dürüst ölçüsü. Hedefimizi yüzde doksanın üstünde tuttuk; altına düştüğü segmentte (belirli bir uzmanlık, belirli bir dil) hemen o segmente terapist alımı yaptık.
  • İlk seansa kadar geçen süre. Eşleşmeden ilk gerçekleşen seansa kaç saat geçiyor? 24 saat garantisinin arkasındaki gerçek performans burada görünür. Ortalamayı değil, kuyruğu — en yavaş yüzde beşi — izledik; çünkü kaybettiğiniz danışan hep o kuyruktadır.
  • Eşleşme→ilk seans ve ilk seans→tekrar seans dönüşümleri. Huninin iki kritik geçişi. Birincisi eşleştirme kalitesini, ikincisi hem terapist kalitesini hem ücretsiz seans modelinin ekonomisini doğrudan ölçer.
  • Terapist doluluk oranı. Terapistlerin açtığı slotların yüzde kaçı dolıyor? Bu, arz tarafının memnuniyet göstergesi. Doluluk uzun süre düşük kalırsa terapist sessizce kaybolur — arz sızıntısı, talep sızıntısından daha sinsidir çünkü gürültü çıkarmadan olur.
  • Yeni terapist aktivasyonu. Platforma katılan terapistlerin yüzde kaçı ilk otuz gün içinde ilk danışanına kavuşuyor? Bu sayı, "önce arz" stratejisinin sürdürülebilir olup olmadığını söyleyen erken uyarı sistemi.

Bu metriklerin hangisini "kuzey yıldızı" seçtiğimizi de sık soruyorlar. Cevabımız sayıların tümünün üstünde duran tek bir bileşik gösterge oldu: gerçekleşen ödemeli seans sayısı. Çünkü bir seansın gerçekten yapılabilmesi için yukarıdaki her şeyin aynı anda tutması gerekir — uygun terapist bulunmuş, eşleşme kurulmuş, randevu alınmış, ilk seans dönüşmüş, ödeme akmış olmalıdır. Zincirin herhangi bir halkası koparsa o seans olmaz. Bu yüzden tek başına danışan sayısını, terapist sayısını ya da uygulama indirmesini kutlamayı bıraktık; onlar sadece potansiyeldir. Pazar yerinin gerçekten çalıştığının tek kanıtı, iki yabancının o gün gerçekten karşılıklı bağlandığı bir seanstır. Diğer bütün metrikler, bu sayının neden yükselip düştüğünü açıklayan teşhis araçlarıdır — hedefin kendisi değil.

Bu metrikleri ayrı ayrı değil, birlikte okumak gerekir; çünkü çoğu birbirine karşı çeker. Danışan tarafına aşırı reklam basıp talebi şişirirseniz arama doluluğu düşer ve danışan boş sonuçla karşılaşır. Terapist tarafını aşırı büyütürseniz doluluk oranı çöker ve terapistler gider. Sağlıklı bir pazar yeri, iki tarafı da bir oran etrafında dengede tutar — bizim durumumuzda aktif danışanın aktif terapiste oranı. Bu oran bir bantta kaldığı sürece, her iki taraf da aradığını bulur. Banttan çıktığı an, hangi yöne çıktıysa o tarafın edinme musluğunu kısar, diğerini açarız. Büyümeyi tek bir sayıyı yukarı itmek sanmak, pazar yerlerini öldüren en yaygın hatadır.

Sonuç: iki ürünü aynı anda ayakta tutmak

İki yüz terapistle çevrilen ilk motordan 6.443 uzmana ve 101.446 danışana giden yol, tek bir büyük atılımla değil, birbirine bağlı yüzlerce küçük dengeleme kararıyla katedildi. Geriye dönüp baktığımızda, işi taşıyan üç ders net biçimde ayrışıyor.

Birincisi: hangi tarafı önce büyüteceğinize bilinçli karar verin. Bizde bu, arzdı — çünkü arz yavaş kurulur, boş arama sonucu ölümcüldür ve her terapist kendi danışanını da getirir. Ama "önce arz" kararını, "arzı boş takvimle bekletme" kararından asla ayırmayın; ikisi tek cümledir.

İkincisi: her teşviki, istismar yüzeyiyle birlikte tasarlayın. İlk seans ücretsizse, o gün kimin nasıl çiftçilik yapacağını da düşünün. Yorum sistemi kuruyorsanız, onu kandırmak isteyen en zeki kişiyi masaya oturtun. Savunmayı sonraya bırakmak, her zaman daha pahalıya patlar.

Üçüncüsü: likiditeyi tek metriğe indirgemeyin. Kayıtlı sayısı gururunuzu okşar; sizi ayakta tutan şey, arama doluluğu, ilk seansa kadar geçen süre ve iki tarafın dengesidir. Pazar yeri yönetmek, tek bir kadranı yukarı çevirmek değil, birbirini çeken bir avuç kadranı aynı anda banttın içinde tutmaktır.

Bir iki taraflı pazar yeri kuruyorsanız tavsiyemiz basit ama kolay değil: iki ürün birden yaptığınızı kabul edin, ikisinin nabzını da aynı ekranda tutun, ve büyümeyi asla tek taraflı bir gaz pedalı sanmayın. Denge, bu işte bir kısıt değil — ürünün ta kendisidir.

Benzer bir altyapı mı kuruyorsunuz? Deneyimimizi projenize taşıyalım — 1 iş gününde teklif.
Teklif Al
yazilim.tech © 2026 yazilim.tech — Fikirden ürüne. Bir diji.tech markasıdır.